Av. Selahattin Alper KOÇ*
1. Anapara Faizi ve Temerrüt Faizi Ayrımı
1.1. Anapara Faizi
Ana para faizi, sözleşme ile veya kanunen, bir başkasına ödünç verilen ana paradan
mahrum kalınan süre boyunca elde edilmesi gereken faiz alacağı anlamına gelmektedir.
Anapara faizini temerrüt faizinden ayıran en önemli husus, temerrüdün bir sonucu veya
temerrüt sonucunda oluşan zararın tazmini ile bir ilgisinin bulunmamasıdır.
Bu bakımdan anapara faizini anlatabilecek iyi bir örnek, belirli bir oranda faiz ile paranın
borç verilmesi halidir. Bu halde borçlunun anaparayı ve faizini ödemek, alacaklının ise söz
konusu parayı borçluya vermek borcu doğacaktır.
Para verilmeden anaparanın veya faizin istenmesi mümkün olmayacaktır. Zira paranın
verilmiş olması, esasında anapara iade ve faiz borcunun yürürlüğe girmesiyle ilgili geciktirici
şart sayılacaktır.
Vade tarihine kadar borçlunun ne anaparayı ne de faizini geri iade etmesi gerekmeyecektir.
Vade tarihiyle birlikte ise borçlunun anapara ve faizini geri iade etmesi talep edilebilecektir.
1.2. Temerrüt Faizi
Temerrüt faizi ise para borcunun zamanında ödenmemesi, böylece borçlunun temerrüde
düşmüş sayılması ve temerrüdün bir sonucu olarak alacaklının uğradığı zararın tazminini
sağlayan götürü tazminat niteliğindedir.
Temerrüt faizinin oluşması için anapara faizinin belirlenmiş olması gerekmemektedir.
Hatta sözleşme herhangi bir eşyanın satışına karşılık ödenecek para bile olabilir.
Bu paranın vadesinde ödenmemesi halinde borçlu temerrüde düşecek ve temerrüt faizi
işlemeye başlayacaktır. Bu sebeple herhangi bir anapara faizi bulunmasa bile temerrüt
faizinden söz etmek mümkün olacaktır.
1.3. Faize Faiz İşletme Yasağı
Faize faiz işletme yasağı, faizin katlanarak büyümesi ve devamında ekonomik olarak mahva
sebebiyet vermesinin yasaklanması halidir. Ancak bu yasağın kapsamı bütün faiz borçlarına
hiçbir şekilde faiz işletilmeyeceği şeklinde geniş değildir.
TBK m.388’de, ödünç tüketim sözleşmelerinde, belirlenen akdi faizin anaparaya eklenerek
tekrardan faiz hesaplanması yönünde sözleşme yapılması yasaklanmıştır.
Söz konusu yasak, ikrazatçılık veya tefecilik şeklinde nitelendirilebilecek sözleşmelerin
hukuken geçersizliğini teyit etmektedir.
Yine TBK m.121/3’te, temerrüt faizine temerrüt faizi işletilemeyeceği öngörülmüştür.
Her iki yasak da faiz alacağı olarak belirlenebilecek alacağın yeniden faize konu edilmesini
yasaklamaktadır.
Ancak TBK m.121/1’de, faiz borçlarının ödenmesinde temerrüde düşülürse, icra takibi veya
dava tarihinden sonraki dönemler için temerrüt faizi ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Buradaki “faiz” kavramı anapara faizini ifade etmektedir. Bu durumda faiz alacağına
temerrüt faizi işletilmesi mümkün hale gelmektedir.
2. İcra Takibi ve Mahkeme Kararının İcrası Bakımından
İcra takibi başlatılır ve anapara faiz borcu temerrüt faiziyle birlikte istenirse, temerrüt faizi
icra takibi infaz edilene kadar işleyecek ve ilgili faiz ödenmeden dosya kapanmayacaktır.
Mahkeme yoluna başvurulması halinde ise, başvuru tarihinden karar tarihine kadar temerrüt
faizi işletilmesi gerekmektedir.
İlamın icrası aşamasında, temerrüt faizi kalemi sabit bırakılmalı ve bu kaleme yeniden
temerrüt faizi işletilmemelidir. Zira temerrüt faizine temerrüt faizi işletilmesi yasaktır.
3. TBK m.121/1 Kapsamına Girmeyen Para Borçları Bakımından
TBK m.121/1’de düzenlenen istisna dışında kalan para borçlarında yalnızca temerrüt faizi
söz konusu olacak, bu faiz alacağına yeniden faiz işletilmesi mümkün olmayacaktır.
Satış sözleşmelerinden doğan para borçları bu kapsama örnek teşkil etmektedir.
Bu tür borçlarda icra takibi veya dava açılması halinde, temerrüt anından itibaren işlemiş
faiz hesaplanacak, ancak bu faiz alacağına tekrar temerrüt faizi uygulanmayacaktır.
Mahkeme ilamında da anapara alacağı ve temerrüt faizi ayrı ayrı gösterilecek, icra aşamasında
yalnızca anaparaya temerrüt faizi işletilmeye devam edilecektir.
* Lisans: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Yüksek Lisans: İstanbul Üniversitesi Mali Hukuk Anabilim Dalı (Tez Aşaması)
Yüksek Lisans: King’s College London – International Taxation